Bütün dünyanın önünde tir tir titrediği emperyalist güçlere kafa tutup, yedi düveli dize getirip, önünde tir tir titrenen güçlü Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran dünyanın gelmiş geçmiş en büyük lideri Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü anma günümüzü kutlarım. Bugün o güçlü Türkiye Cumhuriyeti’nden eser kalmamış oluşu, ülkeyi yönetenlerin Atatürk’ün açtığı yoldan ve hedeflerinden saptığının yegâne sebebidir.

     Atatürk’ün Birleşmiş Milletlere söylediği “Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Eğer davet gelirse düşünürüz” sözünden sonra Birleşmiş Milletlerin yasasını değiştirip ülkemizi davet etmesi, 1950de sırf NATO’ya katılmak için Kore’ye asker gönderip 734 şehit (734 şehit, 2147 yaralı, 234 esir.) vermemiz, Avrupa Birliği’ne katılmak için 1957den beri çaba sarfetmemiz ve bugün bırakın dünyayı, ortadoğuda bile sözümüzün geçmeyişi kötü gidişatın özetidir. 2015 Türkiye Cumhuriyeti’ne baktığımız zaman sarsılmış bir temel, deforme olmuş laik sistem, altı oyulmuş bir demokrasi, balyoz ve ergenekon iftiraları (Mahkeme, tüm belgelerin sahte olduğuna karar verdi.) ile etkisiz kalmış Türk Silah Kuvvetleri, işsizlik ve yoksullukla boğuşan Türk halkı, etnik ve dini ayrışmalar ile bitmeyen terör sorunlarını görüyoruz. Tüm bu gelişmeleri üst üste koyup ülkemizin 20 sene sonrasına baktığımızda karanlık bir tablo görmemiz kaçınılmaz.

     Cumhuriyetin ilk 20 yılındaki endüstriyel ve tarımsal gelişmişliğin, bugünkü seviyenin üzerinde oluşu utanç vericidir. Diğer utanç verici olan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’nın gizli saklı bir halde, güvenlik çemberinde kutlanıyor oluşudur. Kadına seçme ve seçilme hakkını ilk veren ülke olma konumundan, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamak isteyen vatandaşlara, yoğun oranda biber gazı ve tazyikli ilaçlı su ile müdahale eden, milli bayramları yasaklayan bir Türkiye Cumhuriyeti’ne.

BERK ŞİMŞEK
19.05.2015
19 Mayıs
Etiketlendi:                 

Bir Cevap Yazın