Cumhurbaşkanı sıfatıyla adlandırılan Recep Tayyip Erdoğan’ın Osmanlıca’nın okullarda zorunlu ders olarak öğretilmesi konusunda söylediği sözleri ile basındaki ve halktaki desteği şaşkınlık içerisinde karşılamaktayım.

Günümüzde Türk gençliğinin muasır medeniyetler seviyesini yakalaması için küresel dil olan İngilizce dilini öğrenmeli ve öğrendiği İngilizce ile yabancı kaynakları takip ederek kendini geliştirmelidir. Bugün yabancı ülkelerle iletişimimizi çoğunlukla İngilizce yapmakta olduğumuz gerekçesi ile İngilizce derslerinin zorunlu olduğu açıklansaydı; Din ve ahlak kültürü dersi ile peygamberimizin hayatı dersinden çok daha mantıklı ve faydalı bir karar olduğunu söylerdim.

Osmanlıca dediğimiz dil aslında Türkçe’nin Farsça ve Arapça’ya yaklaştırılmış, benzetilmiş hali diyebiliriz. Latin alfabesi yerine Arapça ve Farsça’ya benzer bir alfabe kullanılmış.Osmanlı İmparatorluğu’un 600 yıllık tarihinde okuma yazma oranı hiçbir zaman %10u geçmemiştir. Subayları, bazı devlet görevlilerini ve din adamlarını çıkarırsak okuma yazma bilen bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azalıyor.

Her dil gibi Osmanlıca’da 600 yıl boyunca aynı kalmamış ve 2 kez belirgin şekilde değişikliğe uğramış. Nasıl 1930da konuşulan Türkçe ile günümüz Türkçesi kullanım babında aynı değilse 600 yıllık bir dilde bunu görmek şaşırılacak bir şey değil. Zorunlu olacak olan hangi dönemin Osmanlıca’sı bu da ayrı bir konu.

Bir dil sürekli gelişir ve yenilenir. Günlük kullanılan kelimelerinden espiri ve fıkralarına kadar değişikliğe uğrar. Bugün açıp 1960tan bir yazı okuyunca her kelime anlaşılmıyorsa ve yine o dönemden okuduğumuz bir fıkra çok saçma geliyorsa bu dilin gelişmişliği ile alakalı bir durumdur. Şunu arzetmek isterim ki Türkçe bugün en modern dönemini yaşıyor. Bugün eskiye dönüp kullanımı ve kaynakları kısıtlı bir dili zorunlu ders yapmak çivi yazısı öğrenip sonrada çivi yazısıyla günümüzde kitap yazmaya benzer. Tamamen gereksiz ve zaman kaybından başka bir şey değildir.

Öğrenmek isteyen çeşitli kurs ve kaynaklarla gene öğrenir, hobi edinebilir, tarihi belgeleri okuyabilir (ki o belgelerin tamamının günümüz Türkçesine çevrilmiş hali mevcut) fakat bunun zorunlu ders haline getirilmesi gelecekte müzik dalıyla ilgilenmeyecek öğrencilere şarkı notası ezberletmekten farklı bir sonuç doğurmayacaktır.

Bugün okuduğumuz Arapça dua ve ayetlerin telafuzlarında büyük hatalar yapıyorken, günümüzde geçerli olmayan bir dil ne kadar öğrenilebilir ve doğruluğu ne kadar ölçülebilir? Her şeyi bir kenara bırakalım, kitap ve gazete okumaktan aciz bir topluma günümüzde geçerli olmayan bir dili öğretmek hangi akla hizmettir?

Bütün bu söylediklerimi toplarlamak gerekirse; bunlarla uğraşıp kaybettiğimiz zamanı “öğrenmek” için harcasaydık, bugün hurafelere inanmak yerine bilime inanmayı başarabilirdik. Sanata ve sanatçıya verilen değerle birlikte sanatçı olma yolunda bir çok genç yetenek çıkarabilidik. Atatürk’ü kendimize örnek alabilseydik, onun izinden gidebilseydik, onun hedeflerine ulaşabilseydik, bugün şüphesiz muasır medeniyetler
seviyesine erişmiş olurduk.

BERK ŞİMŞEK
09.12.2014

Osmanlıca
Etiketlendi:                 

Bir Cevap Yazın