Hani klasikleşmis bir laf var, beni halk seçti diye. Bu söz politikanın en büyük yalanıdır. Kim kimi seçiyor ya? Zamanında fetöcü Hakan Şükür’ü topilden milletvekili yapan Recep Tayyip Erdoğan’dır, halk değil. 17-25 Aralık sonrası Hakan’ı istemediler, milletvekilliğinden istifa et dediler, yetmedi baskı yaptılar, Hakan cevap olarak “Beni halk seçti” dedi. Bir sonraki dönem bunu kanıtlamak için Sakarya’dan bağımsız aday oldu, ellibin oy aldı seçilmedi. Seçmen sayısı bugünden az olduğu seçimde siyasetten anlamayan ve topluma bir faydası bulunmayan bir adamın aldığı oyun biraz fazlasını bugün hayatını Türk siyasetine adamış Doğu Perinçek zart zor alıyor. Biri fetöye gül verdi öbürü bebek katili apoya. Her şeye rağmen bu isimlerin bile halkta bir karşılığı oluyor fakat bir yere kadar. Seçilmek ancak birkaç tane partinin genel başkanının ağzına bakıyor. Genel başkan kimi isterse o seçiliyor. Örnek vereyim, İstanbul Adalar Belediyesine bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçmeninin hoşlanmadığı Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili Mehmet Bekaroğlu aday yapılsa, Adalar seçmeni ona oy vermeyecek mi yani? Tabiki verecek. Halk mı seçmiş oldu bu durumda yoksa genel başkan mı? Cumhuriyet Halk Partisi yüzden 22 oy alırken Muharrem İnce yüzde 30,6 oy aldı. Halka sorulsa kimi başkan görmek ister önemli olan bu değil mi?

Seçimden bugüne bir çok kez gündem değişti fakat muhalefet partileri kendi aralarında mücadele vermekten gündemle alakalı yorum yapmaya fırsat dahi bulamadılar. Hâlâ soruyorlar İnce seçim gecesi neredeydi diye, kaç kere açıkladı adam, sorgu sual bitmedi. Kimse sormuyor Kılıçdaroğlu nerdeydi ve ne yapıyordu diye veya Meral Akşener neden açıklama yapmadı diye. Bir kişide sormuyor Adil Seçim Platformu neden ilk dakikada devre dışı kaldı ve tüm seçimi memleketi yönetmeye aday olan parti anadolu ajansından takip etti. At gözlüğünü çıkarın bu adamların koskoca partiyi nasıl madara ettiğinin farkına varın.

Tekrar gelelim milletvekillerini seçenlere. Hani üyelerin önüne sandık koyup öyle seçiyorlardı ve miting miting anlatılıyorlardı. Hatta genel başkan bile seçimde yer aldı diye demokrasi demokrasi diyip duruluyordu. Bu seçim niye Kılıçdaroğlu ve yanındaki birkaç kişi oturdu tüm listeleri kafalarına göre yaptı? Deniz Baykal sağlık sorunları sebebiyle adını bile telaffuz edemezken, milletvekili yapıldı. Ben bu yönetime kurultayda nasıl güvenebilirim ki? Sağlıklı düşünen bir partilinin Kılıçdaroğlu’nun koltukta oturmasını ve bir sonraki seçime aday olmasını nasıl isteyebilir? Kılıçdaroğlu ne derse partide o oluyor, Tayyip Erdoğan ne isterse memlekette o oluyor. Fark nedir? Geçtiğimiz şubat ayında kurultayda Muharrem İnce’nin partiyi yönetmeye vizyonu yetmez diyenler, cumhurbaşkanlığı seçminde memleketi en iyi Muharrem İnce yönetir diyorlardı. Memleketi yönetir fakat Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönetemez mi? Şimdi yeniden kurultay olsa gene vizyonu yetmez mi diyecekler?

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Siz hiç Kılıçdaroğlu‘nu “Ben Atatürkçüyüm”, “Kemalistim” veya “6 Ok’un savunucusuyum” dediğini hiç duydunuz mu? Seneler önce bir yazımda “Kılıçdaroğlu derhal partiden ihraç edilmelidir” yazmıştım, bugünde sözümün arkasındayım. Benim iki seçimde gördüğümü bugün dokuz seçimde göremeyen yüzbinlerce insan var. Endişelenmeyin, bugüne kadar İnce’den nefret eden ne kadar insan varsa, yarın İnce başkan olduğunda sizden benden daha büyük İnce’ci olacaklar sözde. Parti başkanının değişmesi mesele değil, buygün mevcut il başkanları, ilçe başkanları, milletvekilleri, gençlik kolları ve belediye başkanları Kılıçdaroğlu’nun seçtiği isimlerden oluşuyor. Hepsi görevlerine devam ettiği sürece Muharrem İnce başkan olsa bile bir şey değişmez. Tümünün değişmesi, sil baştan olması elzemdir. Ben geçen sene Kadıköy Belediyesi’nde kimliğimi verip geçici giriş kartını almak için sıra beklediğim esnada bir adamın “Ben Tunceliliyim, ona göre” diyerek, sıra beklemeden ve kimlik vermeden geçici giriş kartı alıp turnikeden geçtiği memleketçilik, ahbapçılık ve meshepçilik sistemi yıkılmadan genel başkanın değişmesi bir şey ifade etmez. Bu kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı zihniyeti ne zaman yıkacağız, işte o zaman karanlıktan aydınlığa çıkacağız.

BERK ŞİMŞEK
31.07.2018

Halk
Etiketlendi:                 

Bir Cevap Yazın