Eğitim hakkında..

Değişim önce liselerde ardından üniversitelerde yapılmalıdır. Eğitim seviyesi yüksek bir toplum yaratma hayalinde olan devlet yöneticileri farkında olmadan cahil üniversite mezunları yarattılar. Birçok mesleğin ayağa düşmesinde başlıca sebep budur. Avrupadaki gelişmeler takip edildiği vakit karşılaştığımız sorunları ülkemizde yaşamamak için önlemler alabiliriz. Yeterki bu sorunları önceden farkedip masaya yatıralım. Tartışmadan kurulan eğitim sistemi kimseye fayda getirmeyeceği gibi, çöküntülere yol açacaktır.

Genç nesiller zorunlu eğitim kapsamında 18 yaşlarına kadar eğitime tabi tutuluyorlar. Peki bu eğitimi tamamlayıp tamamlamadıklarına nasıl karar veriliyor? Bir öğrenci birinci sınıfta okuma yazma öğreniyorsa, 3 ayda öğrenen ile 9 ayda öğrenen ikinci sınıfa aynı zamanda geçiyor. Sırf kalma yok diye dördünü beşinci sınıfa kadar okuma yazma bilmeden gelenler hangi eğitimi tamamlamış oluyorlar? Zorunlu eğitim güzel bir fikir fakat sınıf tekrarı yapmamak bu eğitimin kalitesini düşürür. Sınıf öğretmenleri bir öğrencinin anlatıldı anlayıp anlamadığını nasıl tespit edebilir sorusuna sınav yanıtı veriyorlar. Peki her öğretmenin anlatım kapasitesi, konuyu anlatırken indiği derinlik ve sınavda sorduğu sorular değişiyorken, standart nasıl sağlanıyor? Öğrenci sınavın olacağından haberdar vaziyette yaptığı ezber ile sınavı geçebiliyor. Halbuki konuyu ezberlemesi değil mantığını kavraması gerekiyor.

Sınıf tekrarı çocuklarda psikolojik soruna sebep olduğu için karşı görüşte olan eğitimciler var. Bir kursun sorununda sizi eğitime tabi tutmazlarsa aldığınız sertifikanın değeri ve kalitesi olmaz. Bu bağlamda üçüncü sınıfın etigimini tamamlayamamış öğrencinin dördüncü sınıfa geçmesi demek, o öğrencinin yeni sorunlar yaşamasına sebep olacaktır. Sadece kendisi değil sınıfın akışını be düzenini bozacaktır. Bir süre sonra sınıftaki iyi öğrencilere ders anlatan, geri kalanı hiçe sayan bir öğretmenle karşı karşıya kalınacaktır. Özellikle yabancı dil derslerinde bu durum sıkça yaşanmaktadr

Çocuklara sorulan cevaplar kısa ve net yanıt içeren sorulardan ziyade, yoruma ve mantığa dayalı sorulardan oluşmalıdır. Bu durumda hem ezber yapmanın önüne geçilir hemde kopya çekilmesini engeller. Düşünen çocuklar konuyu kavradığı için yorumlayabilir ve günlük hayatta kendini ifade etmesi kolaylaşır. Kısa öykü kitapları okuyup özetlemesi kelime haznesinin gelişmesinin önünü açar. Bu özetler ev ödevi, haftasonu veya sömestr ödevi olarak verilmemeli çünkü bu durumda aile desteği veya internet yardımına başvuruyorlar. Ayda bir günü kitap okumaya ayırmak doğru bir yöntem olacaktır.

Beden eğitimi gibi önemli bir ders ne yazık ki boş ders gibi kullanılıyor. Erkekler betonda futbol oynarken kızlar voleybol oynamaya çalışıyor. Biraz izlerseniz oynadıkları sporun kurallarını dahi bilmeden oynuyorlar. Çocuk parklarımız bile gelişimlerine etkisi olmayan standart aletlerle dolu. Büyüme çağındaki çocuklara spor yapmaları aşılanması gerekirken, beton üzerinde kuralsız topa gelişigüzel vurmaları tembihlebiyor. Halbuki eğitim yalnızca öğrenciden bilgi birikiminin yükselmesi demek değil aynı zamanda vücut sağlığını geliştirme odaklı olmalıdır. Hitap ve görgü kuralları ders olarak çocuk yaşta benimsetilmelidir. Kelimelerin doğru kullanımı ve telaffuzu ne kadar erken yaşta öğretilirse, o kadar faydalı olur.

Okullarda aidat adı altında bir takım eksiklikler gideriliyor. Bakanlığa bu eksiği bildirsek, onarım yapılana kadar sene geçer diyerek aidat topluyor okullar. Kantinlerin döner sermayeye katkıları azımsanamayacak boyutta. Peki hâlâ laboratuvar olmayan okullarda bu paralar nereye harcanıyor? Genelde kapısı kilitli ve yılda bir kez kullanılan odalar olmak dışında devamlı kullanılan sınıflar haline getirilmeliler. Avrupadaki gelişmiş ülkelerin bilimsel müfredatları bu uygun bir ölçü olarak kullanılabilir.

Ekonomi hakkında..

Çok yakında..