Memleketimizin güneydoğu sınırındaki ve Suriye’deki yaşanan tatsız olaylarla ilgili bilgilerimi ve düşüncelerimi belirtmek istiyorum. 15 sene önceki PKK’nın konumu ile bugün arasında dağlar kadar fark var. Saddam Hüseyin hayattayken Irak’taki Kürt halkının her başını kaldırışında tokmağı kafalarına indiriyordu. Bugün bölgede adamlar özgürce ticaret yapabiliyorlar ve bu PKKya daha rahat ve kolay yoldan silah temin ettikleri anlamına geliyor. Bu durum PKK’nın 15 sene öncekinden çok daha güçlü olduğu anlamınada geliyor. Bugün bazı köşe yazarları soruyorlar; Pkk’nın mühimmatı neden bitmiyor diye, işte sebebi tam olarak güneyinde beslendikleri Irak Kürt Bölgesel Yönetimidir.
Kürt devleti kurmak isteyenlerin bu yoldaki adımları Kuzey Irak, Kuzey Suriye ve Güneydoğu Türkiye olduğuna göre, bunun ilk adımını Saddam Hüseyin’den sonra sağladılar. Bunu sağlayan Amerika Birleşik Devletleri ve bu sağlanırken olaya tarafsız kalan Türkiye. Şimdi ikinci adıma geçiliyor; Suriye.
PYD, Kuzey Suriye’de geniş bir toprağı almış durumda. Doğudaki Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile etkileşime girip bütün güneydoğu sınırımızı almış olacaklar. Pkk’nın sadece Irak Bölgesel Kürt Yönetiminden beslendiği haliyle bu kadar güçlendiyseler, PYD’nin kuzey Suriye’yi tamamen almış halinden beslenecek bir PKK’nın yapacaklarını düşünmek bile istemiyorum. Çünkü bu durumda Kuzey Suriye ve Kuzey Irak tamamen PKK destekli bir bölge oluşturacak ve Suriye’nin bu şekilde bölünmesi sonucu Kürt devleti kurmak isteyenlerin ikinci adımı tamamlanmış olacak. Öncelikle buraya kadar yaşananları tamamen kavramak çok önemli. Amaç Ortadoğuda bir Kürt devleti. Bunu destekleyenlerin başında Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği geliyor. Bunlara çıkarları destekleyecek olan Rusya’yı da ekleyebiliriz.
Türkiye bu olayın ilk ayağı olan Irak için sessiz kaldı fakat olayların ikinci ayağı Suriye konusunda tarafsız kalmıyor ve kurulacak bir Kürt devletinin karşısında yer alacağını dile getiriyor. Durumun gidişatı bu şekilde olduğundan dolayı Kuzey Suriye’yi PYD’ye vermemek bu oluşumun önüne taş koymak anlamına geliyor. Bu yüzden Türkiye’nin ısrarla şart koştuğu maddelerden birisi Afrin ve Kobani arasındaki bölgeye PYD’nin girmesini engellemek ve bölgeyi koridor olarak muhafaza etmek. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği orada Kürt devleti kurmak istediği için PYD’yi terör örgütü olarak kabul etmeyip, PYD’yi destekliyorlar. Bu da Türkiye’nin işine gelmiyor. Türkiye’nin PYD’yi durmadan bombalama sebebi budur. Türkiye, PYD’ye karşı muhaliflere destek sağlayarak Suriye’de PYD’yi zayıflatma peşinde. Türkiye PYD’yi vurdukça, bölgede Kürt devleti kurmak isteyen AB ve ABD isyan ediyor haliyle ve PKK’da intikam planları yapıyor.
Öteki yanda Esad’ı destekleyen bir dev olan Rusya ile Esad’a karşı olan muhalifleri destekleyen dev olan Amerika Birleşik Devletleri bölgede cirit atıyor. Rusya’nın amacı bölgede bir üs kurmak. Bu sayede İran ile safları sıklaştıracak hemde üssüme gidiyorum bahanesi ile boğazlardan savaş gemilerini özgürce geçirebilecek. Bunun yanında dibimizde kurulacak bir Rus üssü Türkiye açısından da tehlike arzedecek. Aynı şekilde ABD’nin kuklası Suudi Arabistan’da bölgede üs kurup İran’a gözdağı verme peşinde. Tabi bütün bu amaçların bahanesi IŞİD’e saldırmaya gidiyorum oluyor. Milyarlarca dolar harcayarak bölgeyi bombalayan bu güçler nedense IŞİD’e hiç zarar veremiyorlar. Hangi devlet milyarlarca dolar harcayıp insanlık adına terör örgütüne saldırır ki çıkarı olmadan? Amaç gerçekten bu olsa, dünyanın en güçlü devletleri son teknolojiye sahip silahları ile girdikleri bölgede milyarlarca dolar harcayıp sadece 3-5 tane terörist mi vururlardı? Bunca devlet bırak IŞİD’e saldırmayı, alttan alttan kuklaları IŞİD’e destek bile sağlıyorlar.
Özetlersek, ABD, AB ve Rusya ile bu devletlerin kuklalarının amaçlarını gerçekleştirebilmek amacıyla kurdurtmaya çalıştığı Kürt devleti olduğundan bahsediyorum. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti bu durumda nasıl tarafsız kalabilir? Tarafsız kalması demek, Kürt devletinin kurulmasına onay vermesidir. Türkiye Cumhuriyeti asla bu konuya tarafsız kalmamalıdır ve bugün olduğu gibi Kürt devleti kurma planlarının tam karşısında dimdik ayakta durmalıdır. Bugün muhalefetin anlattığı Türkiye’yi savaşa sokuyorlar geyiği tam manasıyla budur. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bütünlüğünü savunmaya devam edebilmek için PYD’yi ve PKK’yı daima vurmalıdır. PYD’nin kuzey Suriye’yi tamamen ele geçirip olası bir özerklik ilan etmesinin önüne geçmek için her yolu denemelidir. Tekrar söylüyorum, eğer Türkiye tarafsız kalırda, emperyalist kuvvetler Kürt devletinin Suriye ayağını tamamlarlarsa, geriye son olarak güneydoğu Türkiye kalıyor. Sadece bu değil, bahsettiğim devletlerin bu kürt bölgesine kuracakları üsler, gelecekte Türkiye’yi tehdit etmek amacıyla kullanılacaktır. Israrla söylüyorum, AKP diktası aklını başına almalı ve PKK ile PYD’nin üzerine tüm gücüyle yürümekten bir an bile vazgeçmemelidir. Bu arada AB ve ABD’nin Türkiye ile sürekli irtibat kurması bölgedeki pazarlıktan ötürüdür. Bugün Türkiye Cumhuriyeti hassasiyetini keskin çizgilerle taraflara defalarca bildirmiş ve aylardır süren ikna çabalarına kulak asmamıştır, asmayacaktır.
Konuya tam anlamıyla vakıf olmamış olanlar konuya tam olarak vakıf olana kadar söylediklerime aldırış etmeyeceklerdir, etmesinler. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu anlattığım çizgiyle ters düşecek hareketleri olduysa, AKP diktasının olayları kavrama sürecindeki deneme yanılmalarıdır. AKP diktası bu süreci iyi yönetiyor demiyorum ama Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli bu süreçte başbakan olsaydı, kendileri olayları kavrayana kadar ülke bölünmeye bile giderdi diye düşünüyorum. Türk halkının bu emperyalist güçlere karşı kenetlenmesi gerektiği hassas zamanlardan birini yaşıyoruz.
Ulu önderimizin dediği gibi; “Ne mutlu TÜRKÜM diyene.“.
BERK ŞİMŞEK
15.02.2016
Suriye Olayları ve Kürt Devleti Kurma Çabaları
Etiketlendi:                     

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

17 + seven =