Suriye Meselesinde Son Gelişmeler

Amerikan yönetiminin bizden bir takım istekleri mevcut. Bunlardan bir tanesi Suriye meselesinde Rusya ve İran’la işbirliğinden kesinlikle kaçınmamız isteniyor. Onların çıkarları lehine atacağımız adımların çok sert sonuçlar doğuracağı tehditletini alenen söylüyorlar. Brunson meselesinin bir boyutu tam olarak buydu. Papaz üzerinden ayağınızı denk alın uyarısı yapmakla kalmadıılar, temelsiz ekonomimizi bir tweetle bile zora sokacaklarını gösterdiler. Tek tutuklu amerikan vatandaşı Brunson değildi. Eğer İran’a ambargo konusunda zorluk çıkarırsak, diğerleri içinde gelecekler. Bu mesele derin bir meseledir, ağızdan çıkacak her söz en az üç kez düşünülmelidir. Peki İran ambargosuna uyarsak bir sonraki istekleri ne olacak? Suriye’de kürtlere özerklik verecekleri konusu gündeme getirilecek yakın zamanda. Geçtiğimiz hafta ABD pydye destek mesajı vermişti, bizim basın atladı her zamanki gibi. Bu noktada Türk hükümetinin önlem almasını istemiyorlar. Önlem olarak gördükleri konu Rusya ile yaptığımız s-400 anlaşmasıdır. Tayyip Erdoğan Nato için “S-400 anlaşması yaptık diye çılgına döndüler” dedi. Hemen yandaş medyada Nato’dan çıkma konusu gündeme getirildi. Nato’nun endişesi aslında bu durumun ABD’nin çıkarlarına ters düşmesi. Ayrıca Nato’dan çıkmak öyle söylendiği gibi basit değil, yerel seçim öncesi halkın gözünde cesur davranıyormuş taklidi yapıyorlar. Ben Erdoğan’ın gece gözüne uyku girmediğine eminim. Özellikle Suriye meselesinde her yaşanan olay sonrasında yapacağı açıklamalar konusunda acelesi olmaması gerekiyor.

Türk hükümeti Fırat’ın doğusu konusunu asla gündemden düşürmemeli, her daim sıcak tutmalıdır. ABD’nin yakın zamanda pyd, pkk ve diğer kürt oluşumlarına vereceği destek mesajlarının önünü kesmek gerekiyor. Bu mesele kendilerine göre çok uzadığını düşünüyorlar ve süreci hızlandırmaya başladıklar. Türkiye’nin çıkarlarına ters bir hareket yapması riskine karşı önlem alacaklardır. Yakın zamanda gerçekleşecek olan yerel seçimler içeride milli bütünleşmenin önünde engeldir ve Trump bunu kullanacaktır. Açılım zamanında pkkın ricası üzerine kaldırılan andımızın derhal okullarda okutulması milli birlik ve beraberliğin önünü açacaktır fakat hükümet bunun henüz farkında değil. Ülkemizin ekonomik yapısının bozuk oluşundan dolayı hükümet mutlaka taviz verecektir ve Suriye meselesinde ABD’nin valisi gibi talimat alacaklardır. Ege adalarında nasıl Yunan işgaline hükümet ses çıkaramıyorsa, tıpkı Süleyman Şah’ın terkedildiği gibi atan topraklarını terk ederler mi? Belkide vatan toprağımızın dört bir yanına dağılmış halde yaşayan 4 milyon Suriyeli yaşasın diye Hatay tahsis edilecek ve bu bir zafermiş gibi lanse edilecek kim bilir?

Tayyip Erdoğan andımız konusunda “Ben Türk’üm ama Türkçü değilim.” gibi sözler sarfetti. Alparslan Türkeş milliyetçilik konusunda “Milliyetçilik; milletini sevmek, vatanını sevmek ve milletinin tehlikelere karşı korunması için, her fedakârlığı göze almak duygusu ve düşüncesidir.” demişti. Milliyetçiliği ayaklarının altına aldığını her fırsatta dile getiren Tayyip Erdoğan’ın andımızı ırkçı bir metin olarak görmesi normaldir. Bugün bir adım daha ileri giderek andımızı yazanların ezanı Türkçe okuyanlar olduğunu söyledi. Nihal Atsız Türkçe ezan konususunda “Demokrat Parti’nin iktidara geçince Türkçe ezanı yine Arapçalaştırması samimî kanaatinden değil, oy toplamak kaygısındandır.” demişti (Nihal ATSIZ, Ötüken, Şubat 1970, Sayı: 104). Tayyip Erdoğan’nın ümmetçilik hayali ve izlediği yol aslında amerikan emperyalizminin emrine girmekten başka bir şey değildir. Dünya’da İran haricinde ümmetçi olup amerikan mandası olmayan tek bir ümmetçi devlet yoktur. Çünkü arapların milliyetçilik duyguları yoktur. İran’ın ümmetçi çoğunluğuna rağmen emperyalizme karşı dik durabilmesinin yegane sebebi Pers oluşudur. Elbet İran yakın gelecekte humeyni darbesi öncesindeki gibi modern ve demokratik bir devlet haline geleceklerdir. Tayyip Erdoğan’nın arap kültürüyle yetiştirmek istediği gençlik hayali, istemeden oluşturmaya başladığı deist milliyetçi genç nesiller tarafından suya düşürülecektir. İşte o gün şanlı Türk tarihinin 718 sene önce Osmanlı ile değil, 7bin sene önce Yafes ile başladığı gerçeğiyle gururlanacaktır.

Timur’un dediği gibi “Biz ki, melik-i Turan, emir-i Türkistan’ız; biz ki halkların en kadimi, Türk’ün başuğuyuz.“.

BERK ŞİMŞEK
07.11.2018

Bir Cevap Yazın