Tuncay Özkan

Benim Tuncay Özkan’a saygım büyüktür. Konuşmaları her zaman hoşuma gitmiştir. Berkin Elvan’ın cenazesine sevdiğim iki üç arkadaşımla katılmıştım. Okmeydanı girişinde Tuncay Özkan ile tesadüfen karşılaştık. Kendisi henüz milletvekili değildi. Birkaç metre mesafeden selamlaştıktan sonra yoğun kalabalıkla birlikte taziye evine gidene kadar çevreden iki üç kez sözlü saldırıya maruz kaldı. Biz ve çevredeki duyarlı vatandaşlar bu provokatörleri Tuncay Özkan’ın yakınından uzaklaştırdık. O gün birisine tepki göstermek için uygun bir gün değildi. Bu apaçık provokatif bir eylemdi.

Birkaç sene önce Tüyap’a kitap fuarı için gittiğimde bir yayınevinin standında Tuncay Özkan’da vardı. Kalabalık bir grup aynı standta bulunan Barış Yarkadaş’a yoğun ilgi gösteriyordu. Barış Yarkadaş benim için bir şey ifade etmiyor. Sözleri bana her zaman yapmacık gelmiştir. Seversiniz sevmezsiniz fakat milletvekilliğini haketmediğini düşünürüm. O kalabalığın Yarkadaş’a değil, Tuncay Özkan’a ilgi göstermesini beklerdim. Bu durum beni üzdüğü için Tuncay Özkan’ın yanındaki hanımefendiye Barış Yarkadaş’ı işaret ederek “Bu arkadaş kim herkes resim çektiriyor” dediğimi Yarkadaş duyup bozuldu. Ardından Tuncay Özkan ile bir süre sohbet edip hatıra fotoğrafı çekilip stanttan ayrıldım.

Tuncay Özkan zamanında parti kurduğu zaman, Cem Uzan’ın Genç Parti’si ve Meral Akşener’in İyi Partisi gibi anketlerde çok kısa zamanda yükselip halka umut kaynağı olmuştu. Nasıl ki Cem Uzan ve Meral Akşener bu hızlı yükseliş karşısında iktidar ve tetikçileri tarafından çeşitli kumpaslara maruz kaldılarsa, Tuncay Özkan’ın da ismi ergenekon iddianamesinde geçirilerek 5,5 yıl boyunca kötü şartlarda tutuklu kalması sağlandı. Bu süre boyunca insan hakları ihlal edilip psikolojik işkenceye maruz bırakıldı. Tuncay Özkan ve diğer ergenekon mağdurlarına destek olmak için arkadaşlarımla birlikte gittiğimiz Silivri duruşmalarında bizlere copla, yoğun biber gazıyla ve içine kum karıştırılmış tazyikli su ile müdahalede bulundular.

Tuncay Özkan Cumhuriyet Halk Partisi’ne katıldıktan sonra hiçbir zaman genel başkanlığa aday olmadığı gibi bu konuyla ilgili isminin geçmesine izin vermedi. Oysaki bir çok isme nazaran aday olsaydı deneyimi sebebiyle normal karşılanırdı. Partiye katıldıktan sonra yoğun bir eforla sokakta çalıştı ve insanları partisine oy vermeye ikna etmek için mücadele etti. Her konuşmasını dinlerken gururlandım. Genel başkan adayı olabilirdi, deneyimli ve örgütlü mucadelesi ile halktan da destek alabilirdi. Gürsel Tekin mesela, partisine yıllarca emek vermiş olabilir fakat parti tabanı ve halkta bir karşılığı olduğuna inanmıyorum. Farazi konuşuyorum bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığı için Tuncay Özkan’ın adı bile geçse eminim İzmirlilerin yoğun ilgisini çekecektir. Adayları belirlerken bu kriter önemlidir. Tıpkı bugün taban ve halkın Muharrem İnce‘yi genel başkan görmek istemesi gibi. Tuncay Özkan ve Özgür Özel gibi dinlerken gurur duyduğum isimlerin her daim parti tabanı ve halkta karşılığı olduğu için genel başkan değişse de itibarları azalmaz. Bu iki isim koltuk sevdalısı olmadıkları gibi milletvekili olmasalar bile sokakta aynı azim ve performansla çalışacaklarına gönülden inanıyorum. Bu sebepten dolayı Muharrem İnce’ye karşı yürütülen anti demokratik kampanya için verdikleri desteğe anlam veremiyorum. Böylesine saygı ve sevgi duyduğum isimlerin ilk kez sözlerine katılmıyorum ve dinlerken hayretler içerisinde kalıyorum. Öfkeden ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor gibi basın açıklaması yapıyorlar. Ben iki isminde koşulsuz kurultayı toplamak isteyen beyanatları olmasını beklerdim. Madem Kılıçdaroğlu’nun bir dönem daha kaldığında iktidar olacağına inanıyorlar, gene kurultayı toplayıp güvenoyu tazelemesini isteyebilirlerdi.

BERK ŞİMŞEK
03.08.2018

Bir Cevap Yazın