Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmasında, “1919’dan başlayan tarih anlayışını reddediyorum.” dedi ve ekledi; “Bizim binlerce yıllık tarihimiz var.“.
Evet, Türk tarihi 1919’dan başlamıyor fakat 1919’dan başlayan tarih anlayışını benimseyen kimdir? Bu soruya cevap vereceğim.
Osmanlı’da tarih araştırmasına önem verilmediğinden dolayı dünya tarihi ile Türk tarihini batılı yazarlardan öğreniliyordu. Bu batılı Türk düşmanı tarihçiler Türkleri aşağılayan, Türklerin atalarının sarı ırktan gelen ikinci sınıf insanlar olduğunu iddia eden akıldışı yazılar yayınlıyorlardı. Sadece Osmanlı döneminde değil daha sonraki dönemde aynı nefret dolu kitaplar yazmaya devam ettiler. Bir tane bile Türk tarihçi çıkıp bu iddiaları reddedemiyordu çünkü ellerinde yeterli bilgi ve döküman yoktu. Hâl böyle olunca, avrupalı yazarlar uydurabildikleri kadar uydurarak Türkleri dünya tarihinden silmeye çalışıyorlardı. Yok olmaya yüz tutmuş ve aşağılanmış bu Türk tarihini, tüm gerçekleri ile gözler önüne sermeyi amaçlayan sadece bir kişi vardı; Mustafa Kemal Atatürk.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün oluşturduğu Türk Tarih Tezinde iklim değişikliği sebebiyle orta asyadan dünyanın çeşitli yerlerine göç eden Türklerin, Anadolu’da Hititleri ve Sümerleri kurduğunu hatta Yunan uygarlığının temelinde bile Türk kültürünün izleri olduğunu çeşitli belgelere dayanarak iddia edildi. Daha önce yapılan araştırmalara göre Sümer ve Hitit uygarlıklarının ari ırktan geldiği tespit edilince, avrupalılar kendileri gibi ari ırktan gelen bu medeniyetlerin kendi ataları olduğunu iddia etmişlerdi. “Türkler, ikinci sınıf ırk olan sarı ırktan gelmekte olduklarından dolayı Hititler ve Sümerler ile bağları yoktur” iddiasını sanki gerçekmiş gibi anlatıyorlardı. Atatürk’ün başlattığı çalışmalar neticesinde Hititlerin ve Sümerlerin Türklerin ataları olduğu kanıtlandı. Böylece Türklerin yüzyıllardır iddia edilen gibi ikinci sınıf olan sarı ırktan değil, avrupalılar gibi ari ırktan geldiğide kesinleşmiş oldu. Bunun üzerine kurduğu iki bankanın ismini Sümerbank ve Etibank koydu. Atatürk bu konuda biz avrupalılardan daha eskiyiz şeklinde bir milleyetçilik anlayışı ile değil, bizlerde en az sizler kadar ari ırktan gelmekteyiz ve en az sizin kadar köklüyüz anlayışı benimsedi. Bu sayede Türkler anadoluya gelerek işgalci konumuna düştü diyen avrupalılara, bizim anadoluda medeniyeti ilk kuranlar olduğumuzu kabul ettirmiştir.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1930-1938 arasında Türk tarihine ve Türk dili tarihine dair geniş çapta araştırmalar yapmış ve sırf bu konu ile ilgili 300den fazla kitap okumuştur. Bu çalışmalarını güçlendirmek için Türk Tarih Kurumunu ve bir yıl sonrada Türk Dil Kurumunu kurmuştur. Daha sonra bu kurumlara destek olarak Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni kurmuştur. Türk tarihinin ve Türk dilinin kökeninin araştırılması amacıyla Tahsin Mayatepek’i Meksika’ya gönderip tarihi belgeleri inceleyip raporlamasını istemiştir. Tahsin beyin Atatürk ve Türk Tarih Kurumu’na gönderdiği 14 raporun ilk 7 tanesi Türk dili, kalan 7 tanesi ile Türk tarihi ile ilgilidir. Türkçe dilinin dünyadaki bütün dillerinin kökeni olduğuna dair Tahsin beyin hazırladığı raporlar bugün kayıptır. Sinan Meydan’ın iddiasına göre bu raporlar eksiksiz halde üç cilt defter halinde Türk Dil Kurumu kütüphanesinde yer almaktadır.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk okullarda okutulması amacıyla kendi yazdığı hatta savaşların daha iyi anlaşılması için kendi eliyle çizdiği haritaların yer aldığı 500-600 sayfalık Türk tarihi kitabı 1949a kadar okutulmuştur. Bu kitapta Türk tarihinin 7bin yıl öncesine dayandığı, Sümerler, Hititler, Truvalılar gibi uygarlıkların Türk olduğu gibi konuları belgeleriyle yer almaktaydı. Tarih boyunca Türk düşmanlığı yapan tarihçilerin asılsız iddialarına karşı çıkıp daha sonra bu iddiaları belgelerle çürütüp onları susturan Mustafa Kemal Atatürk’ün hazırlattığı bu kitap, 1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Adnan Menderes’e imzalatılan eğitim anlaşması gereğince kaldırılmıştır. Yerine Türk tarihi olarak yalnızca Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihinin özeti yer almıştır. Başka bir deyişle, 7bin yıllık Türk tarihi kitapları yerini 600 yıllık özetlenmiş Osmanlı tarihine indirgenmiştir. Senelerce eski Türk tarihi unutturulmaya çalışılırken, Atatürk’ün yaptığı araştırmaların belgelerinin üstü kapatılmaya çalışılmıştır. Hatta benim şahsi görüşüm, Tahsin Mayatepek’in ilk 7 raporu bu kapsamda yok edilmiştir.
Bunlara ek olarak Sovyetler Birliği’nin asyada yer alan Türki devletlerinin tarihlerini, dillerini ve kültürlerini yok ederek Sovyetleştirme çabaları Amerika Birleşik Devletleri’yle ortak amaca hizmet etmektedir. Ne yazık ki asyada bulunan Türk devletleri kendi benliklerini kaybetmek üzere olup, Türk kültürü ile birlikte Türkçe dilini dahi unutmuş bir toplum haline getirilmişlerdir. Geçmişte anadolu uygarlıklarına ait olan tarihi eserleri kendi devletlerine götüren avrupa devletleride bu amaca hizmet etmektedir. Unutmayınız ki, Türk düşmanlığı tarihte olduğu gibi günümüzde hâlen çığ gibi büyümekte ve Türk tarihinin üzeri kapanmaya çalışılmaktadır.
Bugün eski Türk tarihi hakkında her ne biliyorsak bunu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’e ve çalışmalarına borçluyuz. Osmanlı’nın yaptığı gibi Türk düşmanı tarihçilerin uydurmalarının çevirilerini Türk tarihi diye sunan anlayışı yokederek, gerçek Türk tarihini bütün o Türk düşmanı tarihçilere belgeleriyle kanıtlayan Atatürk olmasaydı, bugün bizlere değil 1919’dan başlayan Türk tarihi, safsatalarla dolu hatta geçmişi bile olmayan bir uydurma tarih dayatılacaktı.
Atatürk’ün 1938 yılında vefatının ardından İbrahim Necmi Dilmen Ankara Üniversitesindeki Türk Tarih Tezi ile ilgili derslerine son verdi. Öğrencileri bunun sebebini sorduklarında “Güneş öldükten sonra onun teorisi nasıl hayatta kalabilirdi” diye cevap verdi. İşte bu mantıkla yaşayan insanlar yüzünden ne yazık ki araştırmalar Atatürk’ün vefatından sonra devam etmemiştir.
Bütün bunları alt alta koyduğumuz zaman, bugün neden Atatürk’ün çalışmalarının sonucu olan 7bin yıllık Türk tarihi yerine 1919’dan başlayan tarih anlayışıyla karşılaşıyoruz çok net anlaşılıyor.
BERK ŞİMŞEK
03.05.2016
Neden 1919’dan Başlayan Türk Tarihi
Etiketlendi:                 

Bir Cevap Yazın