Yakın tarihimizdeki unutulan bir hadiseyi ders çıkarmamız amacıyla hatırlatacağım. Osmanlı-Rus savaşından sonra 2. Abdülhamit donanmayı Haliç’e çektirip çürümeye bırakmıştı. Sultan Reşad’ın tahta çıktığı dönemde bilhassa Yunanistan’ın 1909 yılında sipariş verdiği Georgios Averof isimli zırhlı geminin ardından Osmanlı’da donanmayı yeniden kurma ihtiyacı doğdu. 19 Temmuz 1909 tarihinde kurulan Donanma Cemiyeti’nin (Donanma-yı Osmanî Muavenet-i Millîye Cemiyeti) halktan topladığı bağışlarla modern donanma kurma çalışmaları başladı. Bu cemiyet sayesinde 2 zırhlı gemi ile 4 muhrip ve birkaç nakliye gemisi donanmaya dahil edildi. Ardından Sultan Reşad’ın emriyle İngiltere’den dreadnought tipi zırhlı gemi sipariş edildi. Bu gemi 1 Ağustos 1911 yılında kızağa kondu ve 3 Eylül 1913 yılında denize indirildi. Osmanlı Devleti bu gemiye Reşadiye Zırhlısı ismini verdi.

1911 yılında Güney Amerika’da bölgede artan gerginlik üzerine savaşın eşiğine gelen Brezilya, donanmasını güçlendirme kararı aldı. Bu sebepten dolayı İngiltere’den bir tane dreadnought tipi zırhlı gemi sipariş edildi. Rio de Janeiro ismini verdikleri bu gemi 14 Eylül 1911 yılında kızağa konuldu ve 22 Ocak 1913 yılında denize indirildi. Brezilya bu geminin parasını ödeyemeyince, gemiye Osmanlı talip oldu. Yine Donanma Cemiyeti tarafından toplanan bağışlarla ödeme yapıldı. İki gemiye toplam 4 milyon pound para ödendi. Rio de Janeiro’ya Sultan Osman ismi konuldu.

Rauf Orbay gemileri teslim almak için İngiltere’ye gittiğinde kötü bir sürprizle karşılaştı. İngiltere donanması gemilerimize el koyduğunu açıkladı. Wilson Churchill, Osmanlı Devleti’nin gemilerin kendilerine karşı kullanılacağını iddia ederek el koydurttu. Rauf Orbay ve ekibi durumu şiddetli protesto ettiyse de kimse kendilerini kaale almadı. Churchill yıllar sonra hadiseyi şöyle anlatır: “İngiliz donanması harp nizamında denize açılmıştı. 28 Temmuz’da Türk dretnotlarının her ikisini de Kraliyet Donanması için istedim. Tyne Nehri’nde demirlemiş bir Türk nakliye gemisi, 500 gemici ile birinci dretnotu almak üzere bekliyordu. Türk kaptan geminin teslimini istiyor ve gemiye binip Türk bayrağını çekeceğini söyleyerek gözdağı veriyordu. Bu müthiş günlerde (31 Temmuz) kendi sorumluluğum altında buna engel olunmasını ve Türkler tarafından gemiye el konulma teşebbüsünün gerekirse silah kullanılarak önlenmesini emrettim. Bu yola sadece İngiliz bahriyesinin çıkarları için başvurdum.“. Tevfik Paşa gemilere el konulması konusunu İngiltere hariciye müsteşarıyla görüştü. Müsteşar Tevfik Paşa’ya, bu kararın tedbir amacıyla alındığını ve yalnız Osmanlı’ya değil, tüm yabancı gemilere uygulandığını söyledi. Ayrıca bu 2 zırhlı geminin yanında 8 tane ufak çaplı gemimize de el konuldu.

İngiliz Donanmasının gemilerimize el koymasının ardından Sultan Osman gemisinin ismi Agincourt olarak değiştirildi. Reşadiye ise Erin ismini aldı. Her iki gemi kasıtlı olarak en kalitesiz malzeme ile inşaa edildiği için hiçbir zaman tam randıman alınamamış ve 8 sene sonra ikiside hurdaya çıkarılmıştır. Buraya ayrıca dikkat çekmek istiyorum. Sırf kendileri kullanmayacaklar diye adeta çürük bir gemi inşaa edip, sonra da mazlum milletlere satıyorlar. Gemiler Osmanlı’ya verilseydi bile, Anadolu’ya gelene kadar yolda defalarca sorun çıkaracak, belkide Anadolu’ya kadar bile gelemeyeceklerdi. Emperyalizm adeta bir vampir gibi mazlum milletlerin kanını emmeye devam ediyor. Aynı emperyalizm bugün parasını ödediğimiz ve teslim tarihini beklediğimiz S400 füzelerinin teslimatını engellemek için her türlü tehdide başvuracak kadar alçalmaktadır.
Dilerim ki parasını ödediğimiz füzeler, emperyalist engellere takılmadan sorunsuz olarak topraklarımıza teslim edilir..

Not: Wilson Churchill’in sözü için kaynak: Winston S. Churchill, The World Crisis 1911-1914 (London:Thronton Butterworth, 1923),sayfa 208-209.

BERK ŞİMŞEK
09.03.2019

Verilmeyen Gemi
Etiketlendi:                 

Bir Cevap Yazın